skip to Main Content

Köy'ün Tarihi

Ionia

Ionia (İyonya)

Ege Denizi kıyı şeridinde İzmir  ile Aydın illeri­nin  bulunduğu bölgenin antik çağlardaki adı İYONYA’dır. Bölgede önceleri Lelegler, Karyalılar ve Lidyalılar yaşa­maktaydı.Dor göçlerinden sonra bölgeye gelen göç­menler İzmir Körfezi’nin Güneyinden Maiandros (Büyük Menderes)’in Ege’ye döküldüğü yere kadar olan sahil şeridinde yerleştiler. Göçlerle gelenler, yerli halkla karı­şıp kaynaştılar. Bunlara İyon, oturdukları  yerlere de İyon­ya denilmiştir. MÖ 9.yy’da Ion’lar  kent devletlerini kurmaya başladılar. Kentlerini demokrasiyle idare etmek istediler. Tecrübeleri dünyaya örnek oldu. Koruyucu Tanrıları Poseidon’du. Merkezleri ise Mykale Dağ’ı…

İyonlar, tarımla geçimlerini sağlarlardı.Üzüm bağları,sebze ve meyva bahçeleri vardı. Zeytin yetişti­rirler, zeytinyağını yaşantılarının değişik alanlarında da kul­lanırlardı.Şarapçılık gelişmişti. Hayvancılık,balıkçılık da önemli geçim kaynaklarındandı.

İyonlar, Ege Denizi’nin birleştirici özelliğinden yararla­narak çevredeki uygarlıklarla bağlantılar kurdular. Bilgi ve görgüleri arttı. Alfabeyi kullandılar. Felsefe dalında önemli filizoflar yetişti. Hipodomus, Pitios, Ayasofya’nın mimarı İsadoros, bu coğrafyanın yetiştirdiği önemli isimlerdi.

Domatia

Eski Doğanbey köyünün adı Rumca’ da Domatia diye geçer. Aşağı Menderes havzasının en batı ucundaki yerleşimlerden biridir. Dilek Yarımadası Milli Park sınırları içerisinde yer alan köy, Mykale (Samson) Dağlarının güney yamacında, milli parkın delta alanına hakim bir konumda bulunmaktadır. Rumca kökenli köyün ismi büyük avlulara sahip oda şeklinde inşa edilmiş yapılara verilen nmotia dan türemiş olduğu söylenilir. Köy 19.yy’da bölgenin büyük bir ticaret merkezidir.

Domatia (Doğanbey) Köyü de dahil Söke ve çevresindeki köy­lerde kalan Rum halkı, 30 Ocak 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşmasının bir eki olarak imzalanan “Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi” sonrasında iki ülke arasında göçe tabi tutulmuştur.

Mikale dağı köyün büyülü dağıdır. Mikale’nin Güneydoğu istikametini seyrederseniz Söke ovasının ortasından akan Menderesi Sultan dağının etrafından dolaşıp denize akarken görürsünüz.

Taşlı yollardan, zeytin ağaçlarının arasından, çiçeklerin içinden geçerek köye girdiğinizde taş yapılar size köyün hikayesini anlatırlar.

IMG_5653_2
16762802

Mübadillerin Gelişi

Selanik limanından Karina’ya gelen köyün yeni sakinleri

Şorlak deresinin iki yakasındaki bahçeleri, meyve ağaçları, zeytin ağaçlarıyla, taş evlerle, taş sokaklarla karşılaştılar.

Köyün sakinleri geldikten bir süre sonra yeni yaşamalarına alışmaya çalıştılar. Geçimlerini geldikleri yerde çoğunlukla hayvancılıkla kazanıyorlardı. Bahçe ve ziraatla uğraşan azdı. Köyün dükkanlarını, evlerin alt katlarını ahır olarak kullanmaya başladılar. 1988 de bütün köy halkı köyün aşağısında Karina’ya yakın alanda devletin yaptığı tek ve iki katlı yapılara taşındılar. Zamanla kimsesiz kalan bu güzelim taş yapılar bakımsızlıktan çökmeye başladı. Bir çoğu harabeye döndü.

Karina Evler ve Ticari Yapılar

Köydeki ticari yapıların çokluğu çevre adalarla olan ilişkilerin yoğun olmasındandı. Sahildeki Karina gümrük binası deniz yoluyla 19.yy sonlarına kadar ticaret için kullanılmıştı. Bölgenin dış dünyaya açılan kapısı olmuştu. Günümüzde bu yapıların hiçbiri dükkan olarak kullanılmamaktadır.

IMG_7807
IMG_7827

Karina ve Kuş Cenneti

Karina Dil Burnu’nun eski marinasıdır. Rumca Karina; Marina demektir. Mübadele öncesi balıkçılar adalara İtalyan’lara İngiliz’lere buradan balık satarlardı. Buradaki balıklar lezzetleriyle ünlüdür. Günümüzde balık üretimi Karina ve çevresinde devam etmektedir. Dil gölü Anadolu’nun en büyük doğal balık dalyanıdır. Delta ve çevresinde 208 çeşit balık bulunmaktadır. Sazan, tatlısu balıkları, kefaller ve bilinen diğer birçok deniz balıklarını barındırır.  Çevresindeki sulak alanlardan dolayı su kuşları bakımından da çok zengindir. bu özelliğinden dolayı Ramsar Sulak Alanlar sözleşmesine dahil edilmiştir

Her yıl onlarca kuş gözlemcisi bölgede inceleme yapmakta, küçük Karina’da tekneler kalabilmektedir.

Dilek Yarımadası Milli Park Florası

Milli park florasında köyün endemik bitkileri, 95 familyaya ait 804 adet bitki belirlenmiştir. Bunlardan 6 adeti sadece bu bölgede yetişmektedir. Mikale Dağı biyolojik çeşitliliğin ve doğal kaynakların Dünya’da, çok çeşitli olduğu coğrafyalardan birisidir. Mitolojiden bugüne bir yaşam alanı olması bir rastlandı değildir.

Dağın çevresinde ki felsefecilerin bölgedeki dikenleri, yabani enginarları, arapsaçlarını topladıkları yazılı kaynaklarda anlatılır.

Bu köy ve çevresi bitki çeşitliliği açısından bir canlı müze özelliğini gösterir.

bitkilercan4

Eski Doğanbey Köyü

1988’den bugüne devletin hiçbir yardımı olmadan kültür mirası bu köyde; ülkesine sevdalı, insanlar tarafından emek verilip, onarılmaya ve restore edilmeye çalışılıyor.

Back To Top